Dingin ve kontrollü

Kuzu tandır enfesti. Yanındaki iç pilav da öyle. İçecek istemeyi unutmuştu, açık ayran olsa içerdi. Ama bunlardan öte farklı bir şeydi o an içinde bir şeyler hareket ettiren. Tabağından başını kaldırdı bir anlığına, diğerleri bir şeye gülüyorlardı. Anlık iç hesaplaşması esnasında yeni bir espri yapılmış olmalıydı. Çünkü her zaman bir espri yapılırdı. Onların zaman dilimi bir esprinin yapılmasından ve onu takip eden kahkahalardan ibaretti. Kahkaha dalgası azalışa geçtiği anda yeni bir espri yapılırdı, o nedenle dalga yeniden şiddetlenirdi. Lisede fizik dersinde bu dalga hareketinin doğasının hala anlatılıyor olması lazım. Ona bir bakmak lazım

“Burasıyla alakalı bir şey var. Kendimi çok dingin hissediyorum… Dingin ve kontrollü”

Bir sessizlik. Bu bir espri miydi? Kimse emin değildi. O yüzdendir ki kimse gülmedi

“Ya da sizinle olmaktan, şu an bilemiyorum. Ama şu an ağzımdan çıkan her kelime, yaptığım her hareket çok doğal geliyor. Düşünmüyorum sanki, bir şey sadece oluveriyor. Ve olması gerektiği gibi oluyor. Belki de mekanla mı alakalı? Şu sessizliğe baksanıza. Etrafımızda insanlar da var ama sanki hala biz bizeyiz. Çevremizden izole olmuşuz”

Mekanla alakalı daha önce de espri yapıldığı için buraya uygun bir espri döşeniyor hemen. Yine kahkahalar yükseliyor. Bu dalga da hasarsız ve krizsiz atlatılıyor, şükür. Bunun üzerine yorum yapmaya çalışırken dili sürçüyor. Yumuşak olmayan bir “L” kendini yumuşamış buluyor. Tam kontrolden bahsetmişken bu biraz daha komik oluyor, çünkü adam daha kendi ağzını kontrol edemiyor

“Ama anlamıyorsunuz. Cidden farklı bir ruh halindeyim şu an. Kendim hissediyorum. Bir süredir hissedemiyordum sanırım. İş hayatı, ofis falan… insanlardan da değil ama kendimi dışarı yansıtamadığım kanısı oluştu zamanla. Birikti de sonra, yordu”

Dinliyorlar, yorum yapmadan

“Ama şimdi yine burdayım ve sanki yine o odada birlikte kalıyormuşuz gibi. Ben de yine kendimi çabasız bir şekilde yansıtabiliyormuşum gibi”

Suratlarında bir ifade var. Ama çözemiyor. Konuşma devam ediyor sonra. Konu değişimi gibi değil: Bir rüzgar yüzleri okşamış da geçmiş ama geçerken anısı biraz da onlarla kalmış gibi. Sözle karşılık alamıyor ama sanki yüzlerden alıyor cevabını

Sanki açıklamaya çabaladıkça kendi içinde debeleniyor da meramını daha da az anlatabiliyor. ‘Kontrolü’ sağlayamıyor ama sonra anlıyor ki zaten anlaşılan çoktan anlaşılmış. O ağzını açmadan hem de

Biliyorlar derdini, anlıyorlar halini, ama üstüne yorum yapmaya bile gerek kalmıyor. O an olan her şey olması gerektiği gibi çünkü. Ve olması gereken bir şeye yorum yapmak da abes

Onlar ve çevrelerine sardıkları o bulut. Diğer insanlarla aynı ortamda ama değil. Bir bulut ki içerde zihinler birbirine bağlı. Bağlı ve akış içinde, sanırım o yüzden düşünce yok. Sadece akış var, yansıtma var

Bitiyor düşünceleri, bırakıyor kendini, çabalamıyor anlamaya, anlaşılmaya, debelenmiyor, sadece salınmaya devam

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Paris'ten Saraçhaneye: bir teşekkür mektubu

Aramak ya da arayamamak

Alıntılar