Paris'ten Saraçhaneye: bir teşekkür mektubu

Bir ay önce Paris’te staja başladım. İlk iki haftamı kayıt altına aldım. Sonraki haftasında bu kayıtları kurgulamakla geçirdim. Kestim, biçtim, altyazı ekledim, klasik prosedür… Ortaya çıkan videoyu gizli bir şekilde yükledim, yarın akşama planlarım diye düşündüm. Yattım, uyudum. Sabah uyandım. İşe gitmek için hazırlanmaya başladım, elime telefonu aldım: Diktamız sivil darbe yapmaya karar vermiş Nasıl bir organize kötülük bu? Yıllardır buna maruz kalmamıza rağmen nasıl hala her seferinde şaşırabiliyoruz? Haykıramıyorum düşüncelerimi, sessiz sedasız, Twitter kaydırarak ofise gidiyorum. Masama geçiyorum. Gözlerim doluyor. Gözlerim bütün gün öyle kalıyor. Gören soruyor: Yanlış olan ne? Pek çok şey, pek çok şey. Ama açıklayamam. Şu an ne ben açıklayabilirim, ne de niyetinizden şüphe duymasam da siz tam olarak anlayabilirsiniz. Beni anlayabilecek insanların çoğu şu an benden çok uzakta. Bense onlardan çok uzakta bir ofisin içinde tıkılıp kalmış vaziyetteyim. Nefes alamıyorum. Gözlerim doluy...